Yapay Zeka İnsanı Yendi mi? İnsan Makineye Karşı

Yapay zeka insanı ilk ne zaman yendi? İnsan’ın Makineye Karşı Savaşına bakış atıyoruz.

Bu videoda, yapay zekanın insanı ilk olarak ne zaman yendiği sorusuna cevap arıyoruz.

Dünyaca ünlü satranç oyuncusu Kasparov karşılaşmasından çok önce, ilk kurşun belki de 1950’lerle atıldı. O zamanlar Nim gibi basit strateji oyunlarında bilgisayarlar insanlara karşı üstünlük kurmaya başlamıştı.

1997’de IBM’in Deep Blue’sunun Garry Kasparov’u yenmesi büyük bir dönüm noktasıydı ama makineler orada durmadı. 2016’da sahneye bu sefer Google’ın AlphaGo’su çıktı ve meşhur Lee Seedol’u yendi.

2017 ve 2019 arasında ise şimdi herkesin ChatGPT ile bildiği Open AI firması çıtayı başka bir seviyeye çıkardı. Önce 1 vs 1 Dendi’yi ve daha nice profesyonel espor oyuncusunu alt etti. Open AI son olarak 2019’da dünya şampiyonu OG’yi yenerek, belki de makinelerin çağının başladığını ilan etti.

Oyunlar tamam ama yapay zeka işimizi elimizden alacak mı? Diğer taraftan, derin makine öğrenmesi (machine learning) ve robot teknolojileri sayesinde günümüz dünyasında yaşanan gelişmelerle, teknoloji tarihine ışık tutuyoruz.

Transcript:

Yapay zeka insanı ilk olarak ne zaman yendi? İnsan Makineye Karşı

1997’de makine ve insan arasında meşhur bir maç yapılmıştı. IBM’in Deep Blue’su, satranç dünya şampiyonu Garry Kasparov’u mağlup etti ve herkes ‘insan zekâsı bitti mi?’ diye konuşmaya başladı.

Ama bu hikâyede bir sorun var: Yapay zeka insanı ondan çok daha önce yenmişti.

Gelin size insanlar ve makineler arasındaki mücadeleyi kısaca anlatayım. 

​​Bu videoda üç sorunun peşine düşeceğiz:

1. Bilgisayarın insanı yenmesi derken neyi kastediyoruz?

2. ‘Sıradan insanı yenmek’ ile ‘dünya şampiyonunu yenmek’ arasındaki fark ne?

3. Ve son yıllarda neden tekrar ‘Yapay Zeka insanı yendi’ diye konuşmaya başladık?

1. EŞİK: Basit oyunlarda insanı yenme (1950’ler)

Bilgisayar biliminin ilk yılları olan 1940’ların sonu, 1950’lerin başında bilim insanları şunu merak ediyordu:
 ‘İnsan gibi düşünmesini istemeden, sadece kuralları vererek bilgisayara bir oyun oynatabilir miyiz?

Türkiye’de matematiğin simgesi olarak anılan, dünyaca ünlü Ordinaryüs Profesör Doktorumuz Cahit Arf’ın da 1959 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde“Makineler Düşünebilir mi ve Nasıl Düşünebilir” isimli bir konferans verdiğini kayıtlarda görüyoruz. Yani yapay zeka çalışmaları bildiğinizden daha eskiye dayanıyor. 

Dönelim ilk makine insana karşı yarışına.  Tabiki de bugünkü dev yapay zeka sistemleri gibi öğrenen, dil üreten, görsel anlayan bir model o zaman henüz ortada yoktu. 

Daha çok: ‘Kural bu, hamleler bunlar, kazanma şartı bu. Hesapla ve en iyiyi seç.’ mantığı vardı.”

“O dönemin çok sevilen örneklerden biri Nim gibi basit bir strateji oyunuydu. Bu oyunda ortada birkaç yığın taş olur; oyuncular sırayla tek bir yığından istedikleri kadar taş alır. Masadaki son taşı alan kaybeder. 

Kurallar az, olası durum sayısı sınırlı. Bilgisayar bunları tek tek tarayıp en iyi hamleyi bulabiliyordu. Ve evet… bu oyunlarda bilgisayar çoğu insanı yeniyordu.”

“Yani şunu net söyleyebiliriz: Bilgisayarın bir oyunda insanı yenmesi 1950’lere kadar gidiyor. Fakat bu çok dar bir alanda, çok kısıtlı kurallarla oluyordu. Dolayısıyla kimse bunu ‘insan zekâsının yenilgisi’ olarak görmedi.”

2. EŞİK: Güçlü oyuncularla başa baş gitme (1970–1980’ler)

“Teknoloji ilerledikçe makinelerin oynayabildiği oyunların karmaşıklığı arttı. Artık sadece küçük oyunlar değil, tavla, dama, hatta satranç programları ortaya çıkmaya başladı.
1970’lerde ve 80’lerde geliştirilen bazı tavla programları, iyi oynayan insanları yenebiliyordu. Satrançta da benzer bir yükseliş vardı: Bilgisayarlar önce amatörleri, sonra kulüp seviyesindekileri zorlamaya başladı.”

“Fakat hâlâ ortada bir eksik vardı:
Makineler sıradan insanları kolayca yenebiliyordu ama satrancın en iyileri karşısında hala çaresizdi.  

3. EŞİK: “İnsanın en iyisini” yenme (1997 – Deep Blue)

“Ve sonunda 1997 yılına geliyoruz. IBM’in geliştirdiği Deep Blue adlı satranç bilgisayarı, o dönemin efsane ismi Garry Kasparov’la maç yaptı. Satranç dünyasında Kasparov’un itibarı çok yüksekti; sadece güçlü oynamıyor, aynı zamanda oyunu yorumlama, psikoloji ve sezgi açısından da zirvede kabul ediliyordu.”

“Deep Blue ise tamamen farklıydı: İnsan gibi ‘güzel hamle’ aramıyordu, ‘sezgisel’ oynamıyordu. Aksine, saniyede milyonlarca hamle hesaplıyor, büyük bir açılış veri tabanını tarıyor, konumsal değerlendirme fonksiyonları kullanıyor ve ‘istatistiksel olarak en iyi sonucu’ veren hamleyi seçiyordu.”

“6 oyunluk maçın sonunda kazanan Deep Blue oldu.
 Ve haber başlıkları şuydu:
 ‘Bilgisayar, insanın en iyi satranç oyuncusunu yendi.’
 İşte bu yüzden çoğu insan yapay zekanın insanı ilk o zaman yendiğini sanıyor.

“Peki ama bu maç neden bu kadar önemliydi? 

Çünkü bu sefer rakip ‘sıradan bir oyuncu’ değildi. İnsanlığın seçtiği en iyi oyuncuydu.

Düşünsenize dünya şampiyonusunuz. Herkes sizi yenilmez sanıyor. O güne kadar makineler bile sizi resmi bir maçta yenememiş. Ve karşınıza bir bir makine çıkıyor. Sonuç hüsran. 

 Önceki örneklerde bilgisayarın kazandığı oyunlar ‘evet ama o da çok iyi oyuncu değil ki’ denilerek küçümsenebiliyordu. 

1997’den sonra bunu söylemek zorlaştı.

4. EŞİK: İnsan için zor, makine için uygun oyunlar (2016 – AlphaGo)

“Peki 2016’da neden yeniden ‘Yapay zeka insanı yendi’ diye konuşmaya başladık?

 Çünkü bu kez oyun Go idi.

 Go, satrançtan çok daha karmaşık bir oyun. 

Olası hamle sayısı o kadar çok ki, sadece brute force yani ‘hepsini sayayım’ yaklaşımı yetmiyor. Yani Deep Blue tarzı bir hesaplama gücü ortaya koyup işi çözemiyorsun.

“Google DeepMind’ın geliştirdiği AlphaGo sistemi, bu yüzden çarpıcıydı. Derin öğrenme ve takviye öğrenmesi kullandı, kendi kendine oyun oynayarak güçlendi ve sonunda dünya çapında bir oyuncu olan Lee Sedol’u yendi.

 işte bu Bu ikinci büyük kırılmaydı.

1997 demişti ki: ‘Makine insanın en iyisini de yenebilir.’
 2016 dedi ki: ‘Makine, insanın sezgisel oynadığı alanlarda bile üstünlük kurabilir.’

5. EŞİK: İnsan için kolay, makine için zor oyunlar (2017-2019 OpenAI)

Satranç ve Go’dan sonra, takım koordinasyonu gerektiren, oyun bilgisi isteyen, geniş bir haritada oynanan, gerçek zamanlı Dota2 gibi bir oyunda da yapay zekanın insanları yendiğini gördük.

Bilmeyenleriniz için Dota 2 en basit haliyle, kendi kaleni korurken rakibin kalesini yıkmaya çalıştığın, 5’e 5 oynanan bir strateji oyunu. 

Türkiye’de daha popüler olan LOL’ü mutlaka duymuşsunuzdur, birbirine çok benzer oyunlar.

​​Dota 2, oyun bilgisi, uzun zaman ufku, sürekli karar alma ve takım koordinasyonu gerektirdiği için satranç veya Go’dan farklı bir canavar.

OpenAI, derin pekiştirmeli öğrenme denilen bir yöntem kullanarak, Dota 2’yi insandan kopyalayarak değil; yapay zekanın kendi kendine oyun oynamasını sağlayarak eğitti. 

Dota 2 cephesinde ilk flaş gelişme 2017’de geldi: OpenAI botu, Dota2’nin her yıl düzenlediği ve yılın en büyük etkinliği olan The International sahnesinde o zamanlar oldukça popüler olan Dendi isimli bir profesyonel oyuncuyu 1’e 1’de yendi. 

2018 yılında 5’e 5 tam oyun sürümüne geçtiler ama canlı şov maçlarında OpenAI botu profesyonel takımlara Karşı kaybetti. 

Asıl kırılma ise 13 Nisan 2019’da oldu: OpenAI, o senenin şampiyon takımı OG’yi 2–0 yendi. 

Bu, espor tarihindeki ilk ‘yapay zeka, dünya şampiyonunu canlı yayında yendi’ anıydı. 

Hemen ardından şirket botu internete açtı ve bir hafta sonunda bot %99,4 kazanma oranıyla 7 binden fazla maçı kazandı. 

Satranç ve Go’dan sonra, takım koordinasyonu gerektiren, çok daha fazla katmanlı, gerçek zamanlı bir oyunda da yapay zekanın en iyileri yenme eşiğini geçtiğini gördük.

Asıl soru ne?

Gelelim asıl soruya. Gördüğün gibi ‘Yapay zeka insanı ilk ne zaman yendi?’ sorusu aslında tek cevabı olan bir soru değil.Basit oyunlarda dersen: 1950’ler.

‘Sıradan insanı değil, en iyisini yendi’ dersen: 1997.

‘İnsanın sezgi alanına da girdi’ dersen: 2016 

İnsanın iyi olmasının beklendiği bir oyun dersen 2019.

“Yani mesele tarih değil, ölçüt. ‘İnsanı yendi’ derken neyi ölçüyoruz?”

“Bugün ise durum daha da ilginç: Yapay zekanın artık sadece oyunlarda değil; metin yazmada, görsel üretmede, kodlamada, hatta stratejik karar almada insanı yakalamaya hatta bazı dar alanlarda geçmeye başladığını görüyoruz. 

 O yüzden 1950’lerin o basit oyunu aslında bir uyarıydı:

 ‘Kuralları iyi tanımlanmış bir alanda makine insandan daha istikrarlı olabilir.’

1997, 2016 ve 2019 ise bunun sadece daha büyük versiyonu.”

Şimdi soru şu:

Oyunları aldılar, peki sıra nerede? Yaratıcılıkta mı? Politikada mı? Yoksa bizi en çok korkutan yerde, yani iş kararlarında mı? 

Yapay zeka sence hangi alanlarda işimizi elimizden alacak?

Ve sence hangisi gerçek ‘yenilgi anı’ydı: 1950’ler mi, 1997 mi, yoksa 2016 veya 2019 mu? 

Yorumlarda buluşalım. 

Video hoşuna gittiyse abone olup beğen tuşuna basarsan, hem youtube algoritması hem de ben bu tarz videoların hoşuna gittiğini anlayabiliriz. 

Bir sonraki videoda görüşmek üzere.

Kaynaklar:

Deep Blues vs Garry Kasparov

AlphaGo vs Lee Seedol

OpenAI vs OG

Teknoloji ve Yapay Zeka Dünyasını Yakından Takip Etmek İçin Yazılarımıza Göz Atabilirsiniz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir