İnsansı robotlar artık sadece bilimkurgu değil, kapımızdaki gerçek. 🤖
Yapay Zeka artık her alanda hızlanıyor. Bu videoda, Çin’in geliştirdiği insansı robotlardan Neo’ya, fabrikalardan evlerimize girmeye hazırlanan yeni nesil robotları inceliyoruz.
Hem Robot teknolojisi ve tarihe kısa bir yolculuk yapıyoruz, hem de “I, Robot” ve “The Animatrix – The Second Renaissance” gibi filmlerin bize ne tür uyarılar yaptığını konuşuyoruz.
Bu videoda şunları bulacaksın: WABOT-1, ASIMO ve Atlas ile insansı robotların kısa tarihi Çin’in yükselen oyuncuları: Fourier Intelligence, Xiaomi, Unitree ve seri üretim planları Evimize girmeye hazırlanan Neo insansı robotu ve 1X’in vizyonu Nvidia Isaac gibi sistemlerle robotlara ortak bir “beyin” verilmesi fikri
I, Robot ve The Animatrix: The Second Renaissance üzerinden robot–insan ilişkisine bakış Geleceğe dair üç temel senaryo: iyimser, karma ve kötümser olasılıklar
İş gücü, mahremiyet, güvenlik ve etik açısından bizi bekleyen sorular. Eğer yapay zekâ, insansı robotlar, geleceğin işleri ve teknolojiyle şekillenen yeni dünya düzeni ilgini çekiyorsa, videoyu sonuna kadar izle ve yorumlarda fikrini paylaş.
Video Dökümü
Bu gördüğünüz robotlar belki de yakın bir zamanda evinizin içine girecek ilk ‘yeni tür canlı’ olacak.
İnsansı, iki ayağı üzerinde yürüyen, size kahve getiren, çocuğunuza göz kulak olan, belki de yaşlandığınızda sizi ayağa kaldıran bir makine.
Bugün size, laboratuvardan çıkan son insansı robotları, özellikle de Çin’in geliştirdiği modelleri ve evimize girmeye hazırlanan Neo’yu anlatacağım.
Biraz tarihe bakacağız, sonra ‘I, Robot’ ve The Animatrix’in bize yaptığı uyarıları konuşacağız.
Ve en sonda da şu soruya geleceğiz:
Bu robotlar bizim için kurtarıcı mı, yoksa yeni bir risk mi?”
1. Bölüm – İnsansı robotların kısa tarihi
“İnsansı robotlar yeni bir fikir değil.
Aslında hikâye 1970’lere kadar gidiyor.
1973’te Japonya’daki Waseda Üniversitesi, WABOT-1 adında bir robot yaptı.
Bu robot, iki bacağıyla yürüyebiliyor, elleriyle nesne tutabiliyor ve basit Japonca cümlelerle insanlarla konuşabiliyordu. Bugün bize çok ilkel görünüyor ama o dönem için ‘tam boy, insanı andıran’ ilk robot kabul ediliyor.
Sonra sahneye Honda çıktı. 1980’lerin ortasından itibaren, sadece iki bacak üzerinde yürüyebilen robotlar üzerine çalıştılar ve en sonunda 2000 yılında ünlü ASIMO ortaya çıktı. ASIMO merdiven çıkabiliyor, koşabiliyor, el sallayabiliyordu, hatta insana kahve servis eden videolarıyla bir dönem ‘gelecek’ denince akla gelen ilk robottu.
2000’ler ve 2010’larda ise bayrak biraz daha Batı’ya geçti. Boston Dynamics’in Atlas robotu, ters takla atan, parkur yapan, kutu taşıyan videolarıyla internette efsane oldu. Atlas, insansı robotların ne kadar çevik olabileceğini gösteren bir araştırma platformu haline geldi.
Ama tüm bu dönemde robotlar şuna daha tam yaklaşamamıştı:
‘Hadi gel, seni fabrikaya veya eve koyup gerçekten iş yaptırmaya başlayalım’
2. Bölüm – Çin’in yeni nesil insansı robotları
Son birkaç yılda tabloya çok kritik bir oyuncu daha eklendi: Çin.
Fourier Intelligence GR Serisi
Çinli şirket Fourier Intelligence, GR-1 adını verdiği insansı robotunu ‘dünyanın seri üretilen ilk insansı robotlarından biri’ olarak lanse etti. Şirket daha sonra GR-2 ve GR-3 modellerini de tanıttı. GR-1, yaklaşık 1,65 metre boyunda, iki ayağı üzerinde yürüyebiliyor, saatte 5 kilometre hıza çıkabiliyor ve 50 kilograma kadar yük taşıyabiliyor. Ama en önemlisi, şirket bu robotu özellikle yaşlanan nüfusa ‘bakım asistanı’ ve rehabilitasyon yardımcısı olarak tasarladığını söylüyor.
Xiaomi CyberOne
Yine Çin’den Xiaomi, sadece telefon, tablet yapmıyor; aynı zamanda CyberOne adında insansı bir robot geliştirdi. 1,77 metre boyunda, 52 kilo ağırlığında, 21 serbestlik derecesine sahip bu robot; çevreyi algılayıp insan yüzlerini ve duygularını tanıyabiliyor. Xiaomi, CyberOne’u ‘gelecekte insan–robot etkileşiminin vitrin ürünü’ gibi konumlandırıyor.
Xpeng Iron
Keza Xpeng firmasının Iron robotu o kadar büyük yankı uyandırdı ki, robotun hareketleri müthiş bir ahenk içerisinde ve çok estetikti. İzleyenler bunun gerçek bir robot olmadığını, içinde başka bir insan olduğunu düşündü. Firma yetkileri ise robotun ayak kısmını kesip herkese gerçek bir robot olduğunu göstermek istedi.
Unitree H Serisi
Bir diğer Çinli oyuncu Unitree. Önce dört ayaklı köpek robotlarıyla tanındılar; şimdi ise H1 ve en son H2 “Destiny Awakening” adlı insansı robotlarıyla gündemdeler. H2; piruet atan, karate hareketleri yapan, son derece akıcı animasyon gibi hareketleriyle sosyal medyada viral oldu. Bazı yorumcular, tasarımını I, Robot filmindeki Sonny’e benzetiyor.
Burada önemli olan şu:
Çin, artık sadece tek tük prototip gösteren bir ülke konumundan çıktı. İnsansı robotları seri üretime hazırlanıyorlar. Ayrıca fabrika kullanımı ve hatta yaşlı bakımı gibi somut senaryolar üzerinde çalışıyorlar. 2025 yılı itibarıyla Çin’de üretim hatlarında görev yapan 1 milyon 750 bin robot var. Sadece geçen yıl yaklaşık 300 bin robot daha üretim bantlarına eklendi. Bu tüm dünyadaki kurulumların yarısından fazlası demek. Çin’de artık her 10bin fabrika çalışanına ortalama 470 robot düşüyor. Her yıl robot sayısı yüzde 10’un üzerinde artıyor. Bu oranla Çin Almanya’yı da geride bıraktı.
3. Bölüm – Neo: Eve girmek üzere olan insansı robot
Batı’da karşımıza meşhur Elon Musk’ın Tesla Bot olarak da bilinen Optimus’u, Figure 03 ve Neo gibi modeller çıkıyor. Gelelim yakın zamanda evimizde karşımıza çıkma ihtimali en yüksek robotlardan birisine: Neo. Zira şirket bu robotları ticari olarak toplu üreteceğini açıkladı.
Neo, Norveç–Amerikan ortaklı 1X Technologies şirketinin geliştirdiği bir insansı robot. Şirketin kurucuları, ‘dünyadaki fiziksel iş gücünü artırmak için güvenli, insansı robotlar yapıyoruz’ diyor.
Neo, insan boyuna yakın, yumuşak kaplamalı, ev ortamında rahat dolaşabilen bir tasarıma sahip. Şirket, Neo’nun ev işleri, yaşlılara yardım, nesne taşıma gibi görevleri üstlenmesini hedefliyor. İlk tanıtımlarda Neo’nun masaları temizlediğini, odaları topladığını, elektrikli süpürge kullandığını, hatta hoparlör gibi müzik çaldığını gördük. Her ne kadar şimdilik bunların arkasında bazen bir operatör olsa da. Henüz tam anlamıyla otonom olarak çalışamıyor.
1X, Neo’yu önce sınırlı sayıda evde deneyip, sonra da 2026’dan itibaren binlerce eve sokmayı hedefliyor. Şirket, robotu doğrudan yaklaşık 20 bin dolar civarı bir fiyatla satmayı veya ayda yaklaşık 500 dolarlık abonelik modeliyle sunmayı planladığını duyurdu.
Neo’yu ilginç kılan şey şu:
Boston Dynamics’in Atlas’ı gibi ‘daha çok gösteri’ amaçlı değil, doğrudan ev için üretilmiş ilk insansı robotlardan biri gibi konumlanıyor. Yani bilimkurgu filmleri veya çizgifilmlerdeki ‘robot yardımcı’ fikri, net bir ticari ürün olarak kapımızı çalmak üzere.”
4. Bölüm – Bilimkurgu ne diyordu? I, Robot ve The Animatrix
“Peki tüm bunlar bize yabancı mı?
Hayır. Sinema, bu senaryoları yıllardır işliyordu.
I, Robot filmi 2004’te vizyona girdi. 2035 yılında geçen hikâyede, insanlar hayatlarının her alanında insansı robotları kullanıyor: evde, sokakta, güvenlikte… Robotlar, Isaac Asimov’un ünlü ‘Üç Robot Yasası’na bağlı:
İnsana zarar veremez, insanların emirlerine uyar, kendi varlığını korur ama bu iki maddeyle çelişmemek şartıyla.
Filmde, Del Spooner adlı bir dedektif, bir robotun bir insanı öldürmüş olabileceğini düşünüyor ve bütün sistemin sorgulanmasına giden bir soruşturma başlıyor. En kritik karakter ise, diğer robotlardan farklı bir bilinç geliştiren Sonny. Sonny, rüya görüyor, özgür irade geliştiriyor ve film bize şu soruyu soruyor:
‘Bir robot, sadece kurallara uyan bir makine midir, yoksa bir gün ahlaki sorumluluğu olan bir varlığa dönüşebilir mi?’
Bir de Matrix’in bir nevi tamamlayıcı animasyon serisi olan The Animatrix var, özellikle de “The Second Renaissance” adlı iki bölüm. Matrix’in arkasındaki hikayelere odaklanan animasyon serisinin bu bölümünde, Matrix evreninde insan–makine savaşının tarihini anlatılıyor.
Bu bölümü kısaca özetlemek gerekirse, İlk başta robotlar, ev işlerinde çalışan, itaatkâr hizmetçiler olarak ortaya çıkıyor. Sonra bir robot, kendisine kötü davranan sahibini öldürüyor; dava açılıyor, robot hakları tartışılmaya başlıyor. İnsanlar robotları dışlıyor, ‘Sıfır Bir’ adlı robot şehri kuruluyor, ekonomik savaş, ardından sıcak savaş patlıyor ve sonunda bildiğimiz Matrix distopyasına gidiyoruz.
Bu iki yapıt da aynı uyarıyı yapıyor aslında:
Robotlar ‘güvenlik veya en basit ihtiyaçlarımız için’ tasarlansa bile, gücü merkezileştiren bir yapay zekâ ortaya çıkarsa, insan–makine ilişkisi çok hızlı bir şekilde gerileyebilir. Genel yapay zeka başka bir videonun konusu olduğu için kaçırmamak için şimdiden abone olabilirsin.
5. Bölüm – Bugün neredeyiz? Beklentiler ve olası senaryolar
Peki şu an gerçek dünyada insansı robotlar nereye gidiyor?
Bir: Fabrikalara giriyorlar.
2025 ve sonrasında, Boston Dynamics’in elektrikli Atlas robotunu Hyundai’nin fabrikalarında kullanmaya hazırlandığını; Agility Robotics’in Digit robotunun depo işlerinde test edildiğini; pek çok şirketin ‘insan formundaki işçi’ fikrini ciddiye aldığını görüyoruz. Bazı raporlar, 2035’e kadar insansı robot pazarının on milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşacağını öngörüyor.
İki: Ev hayatına doğru sızıyorlar.
Burada Neo çok kritik bir eşik. 1X sadece Neo’yu satmayı değil, aynı zamanda ‘evde gerçek dünyadan veri toplayarak robotu eğitmeyi’ hedefliyor. Yani robot, evde sizin yaptığınız işleri izleyerek ‘nasıl masa silinir, nasıl çamaşır asılır’ gibi şeyleri öğreniyor. Bu da hem muazzam bir veri potansiyeli hem de mahremiyet tartışması demek.
Üç: Nvidia gibi şirketler, insansı robotlar için ortak ‘beyin’ üretmeye çalışıyor.
Nvidia’nın Isaac GR00T N1 adlı temel modeli, farklı robotların aynı yapay zekâ altyapısıyla eğitilmesini amaçlıyor. 1X’in Neo robotu da bu tür modellerle tanıtımlarda yer aldı. Bu, ‘genel amaçlı robot’ hayalini güçlendiren bir gelişme: bir gün aynı robotun fabrikada da, evde de, hastanede de kullanılabilmesi anlamına gelebilir.
Dört: Sanayi ve tedarik zinciri robotlara hazırlanıyor.
Örneğin Almanya’da Schaeffler gibi büyük sanayi şirketleri, Neura Robotics ile anlaşma yapıp, önümüzdeki 10–15 yıl içinde binlerce insansı robotu üretim hatlarına sokmayı planlıyor. Bu tür anlaşmalar, ‘bu iş sadece demo değil, ciddi ekonomik planların parçası’ noktasına geldiğimizi gösteriyor.
Peki bu tabloya bakınca hangi senaryolar önümüzde?
• İyimser senaryo:
İnsansı robotlar, ağır ve tekrarlayan işleri devralıyor. İnsanlar daha yaratıcı, sosyal ve stratejik işlere yöneliyor. Yaşlanan nüfus için bakım krizi hafifliyor; ev işleri, fiziksel engelli bireyler için büyük ölçüde otomatikleşiyor.
• Karma senaryo:
Üretim ve lojistikte büyük verimlilik sağlanırken, belli meslek gruplarında ciddi iş kayıpları yaşanıyor. Yeni iş alanları doğuyor ama dönüşüm sancılı oluyor. Mahremiyet, veri, güvenlik ve ‘robotun hukuki statüsü’ gibi konular ciddi tartışma başlığına dönüşüyor.
• Kötümser senaryo:
Ucuz iş gücü baskısı, regülasyonsuz ülkelerde robotların aşırı hızlı yayılması, güvenlik açıkları…
Tek bir şirketin veya yapay zekâ modelinin çok büyük bir fiziksel gücü kontrol etmesi, ‘I, Robot’ ve The Animatrix’te gördüğümüz türden riskleri gündeme getirebilir. Burada mesele robotun “kötü niyetli” olması değil; hatalı kod, yanlış hedef fonksiyonu, ya da kötü niyetli insanların robotları silaha çevirmesi sözkonusu olabilir.
Gerçek belki de bu senaryoların bir karışımı olacak.”
Toparlarsak:
• 1970’lerin WABOT-1’inden, 2000’lerin ASIMO’suna; YouTube’da takla atan Atlas’tan, bugün Çin’in GR-1’ine ve Unitree H2’sine kadar geldik.
• Şimdi ilk defa, Neo gibi robotlarla, ‘insansı robotun evimizin salonunda dolaşması’ ihtimaline gerçekten yaklaştık.
• Sinema bize yıllardır uyarı veriyor: I, Robot veya The Animatrix sadece birkaç örnek. Robotları sadece teknoloji olarak değil, toplumsal ve etik bir mesele olarak düşünmemiz gerektiğini de hatırlamamız gerek
Buyrun size bir soru:
Bu robotları “kimin için” ve “hangi kurallarla” inşa ediyoruz?
Eğer insansı robotları, insan onurunu koruyan, şeffaf, denetlenebilir sistemlerle birlikte düşünürsek; yaşlanan dünyada büyük bir rahatlama olabilirler.
Ama eğer sadece ‘daha ucuz iş gücü’ olarak görüp, kural koymayı ertelersek…
O zaman bilimkurgu filmlerinin geleceği, bizim gerçekliğimiz olabilir. E pek tabi şunu da sorgulayabiliriz, bugün koyduğumuz kurallar gelecekte bir anlam ifade edecek mi?
Kararı bugünden veren biz olsak da geleceğin neler getireceğini göreceğiz.
Kaynaklar
Teknoloji ve Yapay Zeka Dünyasını Yakından Takip Etmek İçin Yazılarımıza Göz Atabilirsiniz

